| |
| DUYURU |
30.04.2008 |
| Cumhurbaskanımız Sayın Abdullah Gül’e açık mektup
Ülkemiz, dünyadaki gelismelerin de etkisiyle keskin bir virajı almaya çalısmaktadır.
2002’den bu yana küresel çaptaki iyilesmenin ve kaynak bollugunun elverisli ortamını
degerlendiren hükümet basta Türkiye’nin bütün ekonomik ve sosyal dinamikleri bu dönemde
zorlu bir sınav verecektir.
Takdir ettiginiz gibi bu dönem, isabetli kararların alınmasını zorunlu kılmaktadır. Istihdamı
daraltıcı politikalar yerine özendirici önlemlerin alınması yasamsal önem tasımaktadır. Krizden
en az zararla çıkılması için B planı hazırlanırken toplumsal uzlasma zemininin zorlanması
basarıyı arttıracaktır.
Bu gelismelere paralel olarak, pek çok alanda, uluslararası gelismelere uyum açısından da
önem tasıyan ve ekonomik yasamı yakından ilgilendiren yasal düzenlemelerin, yasam bulması
söz konusudur.
Bu çerçevede, Türk Ticaret Kanunu’ndaki degisiklik, uluslararası muhasebe standartları, Basel
II gibi muhasebe / denetim meslegini yeniden yapılandıran düzenlemeler yanı sıra sosyal
güvenlik reformu gibi yine uygulamada isleyisi etkileyecek ve degistirecek yasalar söz
konusudur.
Örnekleri arttırılabilecek bu yasal düzenlemeler, muhasebe mesleginin is yükünü bu dönemde
agırlastırmaktadır.
Siyasi erkten bagımsız olarak uzun vadeli stratejilerle üretim yapan, sanayi ve hizmet
kurulusları kadar önem tasıyan meslek kurulusları, bu dönemde, egitim faaliyetleri ve
yayınlarıyla meslegi sürdürenlere rehberlik etmekte, meslegini ve meslek mensubunu
gelistirmeye çalısmaktadır.
Muhasebe camiası, tahsilat, haksız rekabet, sürekli degisen mevzuat nedeniyle agırlasan is
yüküyle bas etmeye çalısmaktadır.
Böylesi bir dönemde, meslegin sorunlarına çözüm getirmekten uzak, kayıt dısıyla mücadele
ruhunu tasımayan ve bu yönleriyle beklentileri karsılamayan muhasebecilik meslegi yasasının
Odalarda seçimlere birkaç gün kala degistirilmesi kabul edilemez.
Meslek örgütleri; Demokratik isleyisin vazgeçilmezi olan sivil toplumun da temel tasıdırlar ve
varlık nedenleri geregi, özerk olmak durumundadır.
Ekonomik ve sosyal yasamda isleyisi yakından ilgilendiren sorunlarla bogusan, Gelir
Idaresi’nin dogal müttefiki konumundaki, 74 bin kisilik büyük ve güçlü bir aileyi temsil eden
muhasebeci, mali müsavirlerin, kendi çalısma alanları düzenlenirken söz hakları oldugunu
düsünüyoruz.
Hükümetin de Oda seçimlerinden çok mesleki sorunları masaya yatırma ortamı yaratmasının
gerektigi kanısındayız.
Yakın dönemde fonksiyonu artacak olan muhasebe / denetim meslegi, aynı kosullardaki iki
sirketin kredilendirilmesi sürecinde, seffaflık dogrultusunda kamuoyunun bilgilendirilmesinde
etkin olacaktır.
Ekonomi için yasamsal önem tasıyan konularda, sorunlara taraflarıyla çözüm aranması
gerektigine inanıyoruz. Bu yolla, verimli çalısma ortamının saglanması için isabetli kararlar
alınabilecek basarıya ulasılacaktır.
Aksi takdirde, Odalarda iktidarın seçim zaferi, ekonomide kayıp anlamına gelecektir.
Katkımız alınmadan hazırlanan ve beklentileri karsılamaktan uzak 3568 Sayılı Yasa’da
degisiklik hakkındaki tasarının yeniden ele alınması yönündeki hassasiyetimize destek
olacagınızı umuyor, sagduyunuza inanıyoruz.
Mm
TÜRMOB TBB TTB TEB TMMOB TDB TVHB |
|
| 02-06 Mart 2008 Sempozyum |
20.02.2008 |
| 02-06 Mart 2008 Concorde De luxe Resort Lara/ANTALYA
MUHASEBE UYGULAMALARI ve VERGİ MEVZUATI SEMPOZYUMU
Katılım Koşulları:Tek Kişilik Konaklama=450 Euro Çift Kişilik odada kişi başı konaklama=300 Euro Katılım ücretine 5 gündüz 4 gece her şey dahil konaklama, gala yemeği, çay/kahve ikramları ve KDV dahildir.
Katılım ve Ayrıntılı Bilgi İçin: Katılım bedelinin İş Bankası Mithatpaşa Şubesi 4228-3314186 no'lu döviz hesabına veya 4228-0753847 no'lu YTL hesabına o günkü Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden yatırılması gerekmektedir.Banka dekontunu ve katılım formunu (312) 231 71 17 no'lu ASMMMO faksına yollayınız.Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (312) 232 33 77 no'lu telefondan Tülay Ergüneş ile iletişim kurabilirsiniz.
Son Başvuru Tarihi : 25 Şubat 2008 |
|
| T.C MALİYE BAKANLIĞI Gelirler Genel Müdürlüğü |
28.08.2007 |
|
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelirler Genel Müdürlüğü
TARİH : 11.01.2002
SAYI : B.07.0.GEL.0.32/3223-2554/1498
KONU : İmalatçı firmanın indirilecek KDV’sinin %80’nin kaşıt inceleme kapsamında
olup olmadığı hk.
İZMİR VALİLİĞİ
(Defterdarlık Denetim Koor.ve Usul Gelir Müdürlüğüne)
İLGİ : 04/09/2001 gün ve 11761 sayılı yazınız.
İlgide kayıtlı yazınız eki 04/09/2001 gün ve ..................sayılı özelgeniz incelenmiştir.
Özelgenize konu olayda; Yeminli Mali Müşavir...............tarafından düzenlenen KDV iadesi Tasdik Raporunda ihracatçı firmanın, ihracata konu malların tamamını bir alt kademesinde bulunan imalatçı firmadan aldığı, karşıt incelemenin imalatçının indirilecek KDV’sinin %80’ini kapsayacak şekilde yapılmadığı belirtilerek, imalatçı firmanın indirilecek KDV’sinin %80’inin karşıt inceleme kapsamında olup olmadığı konusunda tereddüt edildiği belirtilmektedir.
Bilindiği üzere, karşıt inceleme konusunda uyulması gereken usul ve esaslara ilişkin düzenlemelere 20, 27, 29 No.lu Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliğlerinde yer verilmiştir.
Bu düzenlemelerden, 20 Seri No.lu Tebliğin A/5. bölümünde; “iadesi talep edilen katma değer vergisinin doğruluğunu tespit etmek için yeminli mali müşavirlerce yapılacak alt kademe incelemelerine ilişkin açıklamalara tasdik raporunda yer verilecek, yapılan karşıt incelemelerin safhaları belirtilecektir. 1 ve 15 Sıra No.lu Tebliğlerde belirtilen katma değer vergisi iadelerine ilişkin işlemlerin tasdikinde, yeminli mali müşavirler karşıt incelemeleri, ihracat konusu mal ve hizmetin imalatçısı (üreticisi) konumundaki alt mükelleflerin bir alt kademesine kadar yapacaklardır. Karşıt inceleme tutanakları ilke olarak tasdik raporuna eklenecektir. Ancak, tutanak sayısının fazla olması durumunda, en yüksek tutarlı faturaları içeren asgari 10 adet inceleme tutanağının rapora eklenmesi, incelemeye yetkili elemanlarca talep edilmesi halinde ibrazı şartıyla diğer tutanakların ise tasdik işlemini yapan yeminli mali müşavirlerce muhafaza edilmesi mümkün bulunmaktadır.
“27 No.lu Tebliğin II/5.bölümünde; “...KDV iadesi tasdik işlemlerinde indirilecek KDV’nin %80 veya daha fazlasına tekabül eden mal ve hizmet alımları ile ilgili karşıt incelemelerin yapılması zorunludur.” YMM’ler karşıt incelemeleri ihracat konusu mal ve hizmetin imalatçısı konumundaki mükelleflerin bir alt kademesine kadar yapacaklardır.
Karşıt incelemelerde amaç, ihraç edilen mallar nedeniyle yüklenilen KDV’nin doğruluğunun tespiti olduğundan, ihracatçının mal aldığı alt firmalar nezdinde yapılacak karşıt incelemelerin ihraç edilen malla ilgili girdilerle sınırlı tutulması gerekmektedir. İhraç edilen mal dışındaki alımlara ilişkin (iade talebine konu olmayan alımlara ilişkin) karşıt inceleme yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Buna göre, YMM’lerce yapılacak KDV iadesi Tasdik işlemlerinde iade talep eden mükellefin indirilecek KDV’sinin %80’i veya daha fazlasına tekabül eden mal ve hizmet alımları ile ilgili karşıt incelemeler, imalatçı firmanın bir alt kademesine kadar yapılacak olup, karşıt incelemenin her safhasında, nezdinde karşıt inceleme yapan firmanın indirilecek KDV’sinin %80’ine tekabül eden mal ve hizmetlere ilişkin karşıt inceleme yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini, özelgenizin yukarıda belirtilen hususlara aykırı kısımlarının düzeltilmesi ile gereğini rica ederim.
|
|
| T.C ULAŞTIRMA BAKANLIĞI /Yetki Belgesiz Taşıma |
17.08.2007 |
| Bilindiği üzere, 19/07/2003 tarih ve 25173 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4925 sayılı "Karayolu Taşıma Kanunu 'nun 5. maddesinde;"Taşımacılık,acentelik ve taşıma işleri komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yapılabilmesi için Bakanlıktan yetki belgesi alınması zorunludur."Hükmüne, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin Yetki Belgesi Alma Zorunluluğu başlığındaki 6. maddesinin a) bendinde ise; "Taşımacılık, acentalık taşıma işleri komisyonculuğu, nakliyat ambarı işletmeciliği, kargo işletmeciliği, lojistik işletmeciliği taaşıma işleri organizatörlüğü, dağıtım işleri, terminal işletmeciliği ve benzeri faaliyetleri yapabilmeleri için Bakanlıktan yetki belgesi alınması zorunludur."Hükmüne amirdir.Aynı Yönetmeliğin "tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; Dağıtıcının tanımı:"Tek parçada en fazla 5 kg ağırlığındaki kargoların kısa sürede kapıdan kapıya kendi nam ve hesabına dağıtımını yapacak gerçek vetüzel kişileri, ifade etmektedir.Bölge Müdürlüğümüze intikal eden bazı müracaatlarda, Bakanlığımızdan yetki belgesi alan gerçek ve tüzel kişilerin almış oldukları yetki belgesi kapsamındaki faaliyetlerin dışında başka yetki belgesi sahibi firmaların yetki belgesi kapsamındaki iştigal konularına girerek faaliyet gösterdikleri, böylelikle yetki kargaşası yaşandığı ve haksız rekabet ortamı yaratıldığı yönünde bilgiler alınmaktadır.G3 yetki belgesi "Yurtiçi kargo taşımacılığı konusunda acentalık yapacaklara ", P1 yetki belgesi ise "İl sınırları içinde dağıtım yapacaklara "verilir.P1 yetki belgesi sahibi herhangi bir firma yurtiçi kargo acenteciliği,G3 yetki belgesi sahibi bir firma, il içerisinde kurye taşımacılığı veya dağıtım işlerini mevcut yetki belgeleriyle yapamaz.kendi iştigal konusu dışında başkalarının yetki belgesi kapsamındaki faaliyet alanına giren taşımacılar yetki belgesiz taşımacılık yapmış sayılırlar.Yetki belgesiz taşımacılık yapıldığının tespit edilmesi durumunda bunun müeyyidesi, Karayolu Taşıma Kanunun 26. maddesinin a) bendi uyarınca 5000-YTL 'si İdari para cezasıdır.Bu tür sıkıntıların ve yetki kargaşasının yaşanmaması, haksız rekabet ortamını yaratılmaması bakımından İl'imizde bulunan meslek odaları ve yetki belgesi sahibi firmaların bu konudaki sorumluluklarını bilerek kendi personellerini, meslek odalarının da kendi üyelerini bilgilendirmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.Bu nedenle, Karayolu Taşıma Kanunu ve Karayolu Taşıma Yönetmeliği hükümlerine uyulması konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi, taşımacılık konusunda faaliyet gösterenlerin ve meslek odalarının yönetmeliğe uygun şekilde dağıtıcılık işleirni P1 yetki belgesi sahibi firmalara yaptırmaları, üyelerini bu konuda bilgilendirmeleri, aksi taktirde Karayolu Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği gereği yetki belgesiz taşıma yaptıkları için haklarında işelem yapılacağının bilinmesi hususunda; bilgilerinizi ve gereğini rica ederim. |
|
| Bağ-Kur Primlerinin Vergi Uyg.Gid. Kaydı ve İnd. |
16.08.2007 |
| Bağ-Kur Primlerinin Vergi Uygulamasında Gider Kaydı ve İndirimi ile ilgili olarak Mevzuat İzleme ve Değerlendirme Komisyonu’nun 24.07.2007 tarih ve 2007/75-5 sayılı kararı ektedir.
Değerlendirilmesi dileğiyle bilgilerinize sunulur.
ANKARA YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI
MEVZUAT İZLEME VE DEĞERLENDİRME KOMİSYONU KARARI
Karar Tarihi : 24.07.2007
Karar No : 2007/75-5
Konu : Bağ-Kur Primlerinin Vergi Uygulamasında Gider Kaydı ve İndirimi
I- Bağ-Kur Sigortalılığının Kapsamı
1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 24.maddesine göre, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan aşağıda sayılanların Bağ-Kur sigortalısı olması zorunludur. Buna göre;
- Ticari kazanç sahipleri (Basit usule tabi olanlar dahil),
- Serbest meslek kazanç sahipleri,
- Gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olanlar,
- Kollektif şirketlerin ortakları,
- Adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları,
- Limited şirketlerin ortakları,
- Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları,
- Donatma iştirakleri ortakları,
- Anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları,
Bağ-Kur sigortalısı sayılmaktadır.
Öte yandan, 2926 sayılı Kanunun 2.maddesine göre kendi adına ve namına tarımsal faaliyette bulunanlar (asgari ücretin altında geliri olanlar hariç) Bağ-Kur sigortalısı sayılmaktadır.
II- Bağ-Kur Primlerinin Vergi Uygulamasında Gider Gösterilmesi
1479 Sayılı Bağ-Kur Kanununun 49/3. maddesinde, sigortalılarca ödenen giriş keseneği ve sigorta primlerinin yıl içinde ödenmesi kaydıyla vergi uygulamasında gider olarak gösterilebileceği hükme bağlanmıştır.
Bağ-Kur sigorta primlerinin “vergi uygulamasında gider olarak gösterilebileceğinden” ne anlaşılması gerektiği yeterince açık değildir.Söz konusu primlerin kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile doğrudan bir etkisi olmamakla birlikte, bağımsız çalışan gerçek kişiler ile şirket ortak ve anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin yasal zorunluluk gereği Bağ-Kur’lu olmaları nedeniyle, vergi uygulamasından bir gider unsuru olarak dikkate alınması kabul edilmiştir. “Vergi uygulamasında gider gösterilmekten” maksadın, ödenen primlerin vergi matrahından indirilebilmesi veya doğrudan gider kaydedilebilmesidir.Bağ-Kur Kanunu uyarınca ödenen giriş keseneği ve primlerin doğrudan doğruya kayıtlara gider olarak intikal ettirilmesi halinde, özellikle ortaklıklarda her bir ortağın ortaklıktaki kar payının her zaman eşit olmayacağı, ödenecek giriş keseneği ve primlerin seçilen aylık gelir basamağına göre değişebileceği ve bu nedenlerle de safi ticari kazancın tespitinde bazı güçlükler ve sakıncalar doğurabileceği gerekçesiyle 110 no.lu GVK Genel Tebliğinde aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır.( )
“1- Bağ-Kur giriş keseneği ve sigorta primlerinin GVK’nun 89/1. maddesi hükmüne paralel olarak, gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olduğunun tevsik edilmesi kaydıyla, mükellefler tarafından ticari kazançları dolayısıyla verilecek yıllık beyannamede bildirilen gelirden indirilmesi,
2- Adi Komandit Şirketlerin komanditer ortakları ile Limited Şirket ortakları hakkında da yukarıdaki esaslar dairesinde işlem yapılması,
3- Bağ-Kur Kanunu’nun kapsamına giren serbest meslek erbabının, GVK’nun 68/8. maddesindeki hükmüne dayanarak hasılatlarından emekli aidatı ve sosyal sigorta primi indirmemiş olmaları şartıyla, anılan kanunun gereğince ödedikleri Bağ-Kur giriş keseneği ve primlerini gider yazmaları gerekmekte ise de, yukarıda belirtilenler karşısında, bu kimselerin de Bağ-Kur giriş keseneği ve primlerini serbest meslek kazançları ile ilgili olarak verecekleri yıllık beyannamelerinde gösterdikleri gelirden indirmeleri;”
uygun bulunmuştur.
Tebliğin 2.maddesinde “limited şirket” ibaresine yer verildiği halde anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyelerine yer verilmemiştir. Bunun nedeni, 1479 sayılı Kanunun 24.maddesinin ilk şeklinde, anonim şirketlerin kurum ortakları ve yönetim kurulu üyesi ortakları ile donatma iştirakleri Bağ-Kur kapsamında değildi.Bunlar 4 Mayıs 1979 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2229 sayılı Kanunla 1479 sayılı Kanunun 24.maddesinde yapılan değişiklikle Bağkur kapsamına alınmıştır. Dolayısıyla 110 no’lu Tebliğde anonim şirketlerin yönetim kurulu üyeleri ile kurucu ortakları ve donatma iştiraklerine yer verilmemiş olması Tebliğin yayımlandığı tarihteki yasal durumdan kaynaklanmaktadır.
Bağ-Kur primleri ticari ve zirai kazancın veya serbest meslek kazancının elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile bir ilgisi bulunmamakla birlikte, Bağ-Kur Kanunundaki özel hüküm nedeniyle teşebbüs sahiplerince ödenen primler “vergi uygulamasında gider” olarak gösterilebilmektedir. Bağ-Kur primi gerçek kişilerin ilerde emeklilik veya sağlık hizmetlerinden yararlanmaları için yaptıkları şahsi bir ödeme olması nedeniyle kurum kazancının tespitinde gider yazılması veya indirim konusu edilmesi söz konusu edilemez. Uygulamada, yaygın olmamakla birlikte limited şirket ortaklarına veya anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyelerine ait Bağ-Kur prim ödemelerinin kurum kazancının tespitinde gider yazıldığı görülmektedir. Bu uygulama hatalıdır. Bağ-Kur Kanunu’nun 49/3.maddesi hükmünün kurumlar vergisi mükellefleri yönünden bir anlam taşımadığı açıktır. Bağ-Kur primi gerçek kişilerin yıllık beyannameleri üzerinden indirilmelidir. 110 no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği Bağ-Kur primlerinin kazancın elde edilmesiyle ilgili bir gider unsuru olarak değerlendirilmemiş, kazancın bulunması halinde bir “indirim” olarak değerlendirmiştir.
Öte yandan, 4956 sayılı Kanunun 44. maddesiyle Bağ-Kur Kanununun Ek: 20. maddesine eklenen ve 2.8.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe giren fıkra uyarınca diğer sosyal güvenlik kuruluşlarından emekli olup ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gelir vergisi mükellefi olanlarca Bağ-Kur’a ödenen sosyal güvenlik destek primlerinin de ticari veya serbest meslek kazancının tespitinde gider veya indirim olarak dikkate alınması gerekmektedir.( )
III- 5510 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konunun İncelenmesi
Anayasa Mahkemesinin bazı maddelerini iptal etmesi nedeniyle yürürlük süresi ertelenen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88.maddesinde “kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarlarının gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamayacağı” hükmüne yer verilmiştir. Bütün sosyal güvenlik kurumları 5510 sayılı Kanunla tek çatı altında toplandığı için Bağ-Kur kapsamında ödenen primlerin de aynı hükme tabi olduğuna kuşku yoktur. Bu Kanunda 1479 sayılı Kanunun 49’ncu maddesinde belirtildiği şekilde bağımsız çalışanlarca ödenen sigorta primlerinin vergi uygulamasında gider gösterileceğine ilişkin ayrı bir hükme yer verilmemiştir. Ancak, 88’nci maddedeki bütün sigorta primleri için geçerli olan yukardaki hükmün mevhumu muhalifinden, “kuruma fiilen ödenen primler gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılabilecektir.” Kanun hükmündeki “gider yazılmayı” gider kabul edilme yanında yıllık beyannamede indirim olarak gösterilme şeklinde anlamak gerekmektedir.
IV- Teşebbüs Gelirleri Dışındaki Gelir Unsurlarından Bağ-Kur Priminin İndirilip İndirilemeyeceği
Ticari ve zirai kazanç sahipleri ile serbest meslek kazanç sahipleri ödedikleri Bağ-Kur primlerini yıllık kazançlarından, ücret erbabı ise ödediği SSK işçi payını her ay vergiye tabi ücretinden indirebildiği halde, yukarda belirtilen sermaye şirketlerinin ortakları ve yönetim kurulu üyeleri elde ettikleri kazancın türü değiştiği için ödedikleri Bağ-Kur primini gelirlerinden indirememektedirler. Bu durum gelir vergisi mükellefleri arasında eşitsizliğe neden olmaktadır. Ayrıca, özel emeklilik ve özel sigorta primleri GVK’nun 89/1’nci maddesi uyarınca bütün gelir vergisi mükelleflerince yıllık gelirin %5’i (özel emeklilikte %10’u) ve yıllık asgari ücret tutarını aşmamak koşuluyla vergi matrahının tespitinde indirim konusu edildiği halde ödenmesi zorunlu olan Bağ-Kur priminin indirimine izin verilmemesi kabul edilemez.
Limited şirketlerin ortakları ve anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi ortaklarının, ortağı bulundukları şirketlerden elde ettikleri kar paylarının belli bir tutarı aşması (2007 yılında 38.000 YTL) ve yıllık beyanname vermeleri halinde, bu şirketlerin ortağı veya yönetim kurulu üyesi olmaları nedeniyle zorunlu olarak ödedikleri Bağ-Kur primlerini beyan edecekleri kar paylarından (menkul sermaye iratlarından) indirip indiremeyecekleri tereddüt konusu edilmektedir. Maliye Bakanlığınca verilen özelgelerde ve hazırlanan gelir vergisi beyannamesi formatında gerek menkul sermaye iradı gerekse gayrimenkul sermaye iradı sahiplerinin söz konusu primleri beyan ettikleri gelirden indirmeleri mümkün değildir.
Maliye Bakanlığı gayrimenkul sermaye iradı beyan eden mükellefin ödemiş olduğu Bağ-Kur primini beyan ettiği gayrimenkul sermaye iradından indiremeyeceği yönünde görüş belirttiği halde( ), Danıştay ödediği Bağ-Kur priminin ticari kazancı aşan kısmının gayrimenkul sermaye iradından indirmesinin mümkün olduğu görüşündedir.( )
Bağ-Kur Kanunu’nun 49’ncu maddesinde hiçbir iştirakçi ayrımı yapılmaksızın bütün Bağ-Kur’luların ödedikleri primlerin vergi uygulamasında gider olarak gösterilebileceği açıkça yer almıştır.
Bu nedenle ticari, zirai ve mesleki kazancı dolayısıyla yıllık beyanname veren mükelleflerden başka menkul ve gayrimenkul sermaye iradı veya diğer kazanç ve irat (arızi kazanç ve değer artış kazancı) beyan edenlerde ödedikleri Bağ-Kur primini yıllık beyanname üzerinde indirebilmelidir.
Maliye Bakanlığınca basımı yapılan veya internet ortamına konulan Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde, sadece ticari ve zirai kazançlar ile serbest meslek kazançlarına ait bildirimlerde Bağ–Kur primine ait indirim satırı açılmış olup, diğer kazanç ve iratlar (menkul sermaye iratları, gayrimenkul sermaye iratları ile sair kazanç ve iratlar) için indirim satırı açılmamıştır. Bu durum ticari, zirai ve mesleki kazanç dışında gelir beyan edenlerin veya bu mükelleflerin kazanç yetersizliği nedeniyle indiremedikleri Bağ-Kur primini beyannamelerinde gösterdikleri diğer gelirlerden indirmelerine izin vermemektedir. GVK’nun 99. maddesinde yıllık beyannamenin düzenlenmesi konusunda Maliye Bakanlığı’na verdiği yetki esasa yönelik değil, şekil, içerik ve eklerini düzenlemeye yönelik bir yetkidir. Maliye Bakanlığı kendisine verilen söz konusu yetkiyi Kanun hükmüne aykırı şekilde kullanmaktadır. Bu nedenle beyanname formatının yasaya uygun hale getirilmesi gerekmektedir.
VI- Sonuç
Bağ-Kur primi vergiye tabi kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenmesi zorunlu bir gider unsuru olmamakla birlikte, Bağ-Kur Kanunu’nun 24.maddesine göre Bağ-Kur’lu sayılan teşebbüs sahipleri ve şirket ortakları ile yönetim kurulu üyeleri yasal zorunluluk gereği söz konusu primi ödemekle yükümlüdürler. Komisyonumuzca bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda;
1- 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 49/3.maddesinde hiçbir gelir unsuru ayrımı yapılmaksızın ödenen Bağ-Kur primlerinin tümünün vergi uygulamasında gider olarak gösterileceği açıkça yer almıştır. Bu yasal zorunluluk ve aynı primi ödeyen iştirakçiler arasında eşitsizliğe neden olmamak amacıyla, başta şirketlerden kar payı adı altında alınan menkul sermaye iradının yıllık beyanname ile beyanında, olmak üzere teşebbüs gelirleri dışındaki kazanç ve iratlar (menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlar) nedeniyle yıllık beyannamede gösterilen gelirlerden Bağ-Kur priminin indirilmesi gerektiğine,
2-Sermaye şirketlerinden kar payı alanların bu şirketlerin ortağı veya yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle yasal zorunluluk gereği ödediği Bağ-Kur primini yıllık beyannamesinde indirimine izin verilmemesinin yasa hükmünün açık bir ihlali olduğuna,
3-Bağ-Kur sigortalıları tarafından verilen yıllık gelir vergisi beyannamesinde gösterilen ticari, zirai veya serbest meslek kazancının beyanname üzerinden indirilen Bağ-Kur priminden daha az olması halinde, aşan kısmın mükellefçe beyan edilen diğer kazanç unsurlarından (gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı vediğer kazanç ve iratlar) indirilmesine engel yasal bir düzenleme bulunmadığına,
4- Bağ-Kur primlerinin yıllık beyannamede gelir unsuru ayrımı yapılmaksızın indirilmesine imkan sağlamak amacıyla, yıllık gelir vergisi beyanname formatının yeniden düzenlenmesi gerektiğine,
5- Yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeyen limited şirket ortakları, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi ortakları tarafından ödenen Bağ-Kur primlerinin, ortak oldukları şirketlerin kazancının tespitinde gider olarak gösterilemeyeceğine,
6- 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi halinde bu Kanun kapsamında ödenen primlerin yukardaki maddelerde belirtilen çerçevede yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinden indirilmesi gerektiğine, anılan yasanın TBMM’nde yeniden görüşülmesi sırasında 88.maddesindeki sigorta primlerinin “vergi uygulamasında gider yazılması” ibaresinin, vergi uygulamasında indirim konusu edilmesi” şeklinde düzeltilmesinde yarar bulunduğuna,
Oybirliği ile karar verilmiştir.
|
|
| GENELGE 2007/2 |
16.08.2007 |
| Bilindiği üzere 02.01.1990 gün ve 20390 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci,Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Ücretin Ödenmemesi " başlıklı 22. maddesinde,*Yazılı sözleşmedeki ödeme esaslarına uyulmazsa, meslek mensubunun işe başlamayacağı yada başlamış işi sürdürmeyeceği ve bu durumda sorumluluğun iş sahibine ait olacağı,*ücreti ödemeyen iş sahipleirinin geçici Kurula (Birliğe) bildireceği ve bunlar borcunu ödemedikçe, diğer meslek mensuplarının bu kişilerin işlerinin yapmasının önleneceği,*Geçici Kurul'un (Birlik) ,bu durumda olanları derhal Odalara ve Bakanlığa bildireceği ve meslek mensuplarının haberdar edilmelerini sağlayacağı,Odaların bildirmesine rağmen ,bu türden kişilerin işlerini yapan meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulanacağı, belirtilmiştir.
Ancak, Birliğimiz aleyhine açılan dava sonucu; yukarıda belirtilen 22. madde Danıştay 8.Dairenin 02.04.2004 gün ve E:2003/367, K:2004/1539 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve Birliğimizin iptal kararı hakkında temyiz istemi, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16.05.2007 gün ve E:2004/2491, K:2007/942 sayılı kararı ile reddedilerek iptal kararı onanmıştır.Bilgi edinilmesini ve yargı kararı doğrultusunda gereğinin yapılmasını, iptal edilen 22.maddeye dayalı olarak herhangi bir işlem tesis edilmemesini rica ederiz. |
|
| GENELGE 2007/1 |
16.08.2007 |
| Bilindiği üzere 28.03.2007 tarih ve 26476 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarih itibariyle yürürlüğe girmiş bulunan 5604 sayılı kanun ile her yıl 1-20 Temmuz tarihleri arasında Mali Tatil ilan edilmiş, sonrasında Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca yayınlanan tebliğlerle mali tatil süresince yapılacak uygulamalar açıklık getirilmiştir.Ancak, mali tatil süresince Birliğimize, gerek meslek mensuplarımız ve gerekse Odalarımız, 3568 Sayılı Kanunumuz ve ilgili yönetmeliklerimizin bazı hükümlerinin uygulanmasında tereddütte düşüldüğünü belirterek, ne şekilde hareket edilmesi gerektiği yönünde bilgi istemişlerdir.Bu çerçevede, Odalarımızın meslek mensuplarımızın menfaatini gözeterek aşağıda yapılan açıklamalar doğrultusunda hareket etmelerinin uygun olacağına karar verilmiştir.*1-20 Temmuz tarihleri arasında mali tatil nedeniyle üyelerimizin bürolarında bulunma zorunluluğu olmadığından, mali tatil süresine özellikle Disiplin Yönetmeliğine göre yürütülmekte olan soruşturmalar için üyelerden savunma istenilmemesi, savunmaya çağrılmaması, sürekli tebligatların yapılmaması , vb.Yapılmış olan her türlü süreli tebligatın son günün bu tarihlere rastlaması halinde, üyelere mali tatilin bitiminden itibaren 7 günlük ek süre verilmesine,*Yönetmeliklerimize göre üyelere bildirim zorunluluğu getiren her türlü işlemin (ortaklık bürosu veya şirketleirn bildirimi, işyeri veya ikamet adresi değişikliğinin bildirimi, nakil talepleri,çalışanlar listesine kaydolma ve silinme işlemleri,kaşe işlemleri) son günün mali tatil tarihlerine rastlaması halinde üyelere mali tatilin bitiminden itibaren 7 günlük ek süre verilmesine, bilgi edinilmesi ve gereğini rica ederiz. |
|
| DUYURU |
14.06.2007 |
| MESLEKTAŞLARIMIZA; Odamız mensupları tarafından yazılan; "Radyo,Televizyon Yayın Kuruluşları Reklam Gelirleri Üst Kurul Payları " tespiti ve tasdiki raporlarının bir örneğinin mükellefe diğer örneğinin de, kuruluşun bağlı bulunduğu Vergi Dairesine teslim edilmesi ve Maliye Bakanlığı'na gönderilmemesini düzenleyen karar ve yazı ilişikte sunulmuştur.
Bilgi edinilmesini ve gereğinin ifasını rica ederiz .
Saygılarımızla;
Nevzat BARAK/Başkan
YMM ODASI BAŞKANLIKLARI'NA
Bilindiği üzere; 13.07.2007 tarih ve 24461 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Radyo Televizyon Yayın Kuruluşları Reklam Gelirleri Üst Kurul Paylarının Yeminli Mali Müşavirler Tarafından Tasdik Edilmesi Hakkındaki Genel Tebliğde Değişiklik Yapılmasına ilişkin 4 Sıra No'lu Tebliğ'de
"21.01.1995 tarihli ve 22159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (1) Sıra No'lu "Radyo ve Televizyon Yayın Kuruluşları Reklam Gelirleri Üst Kurul Paylarının Yeminli Mali Müşavirler Tarafından Tasdik Edilmesi Hakkında Genel Tebliğ'in yeminli mali müşavir tasdik raporları ile ilgili yapılacak işlemleri düzenleyen IV. Bölümün ikinci paragrafı Maliye Bakanlığı ile varılan mutabakat uyarınca aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Anılan tasdik raporlarının bir örneği yeminli mali müşavirler tarafından aynı süre içinde ilgili yayın kuruluşunun bağlı bulunduğu vergi dairesine gönderilmek; bir örneği de ilgili kuruluşa verilmek zorundadır.
ifadesine yer verilmek suretinde yeni bir düzenlemeye gidilmiştir.
Ancak; yeni düzenlemeye uyulmadığı ve bazı yeminli mali müşavirler tarafından Maliye Bakanlığı'na reklam gelirleri tasdik raporlarının gönderilmeye devam edildiği öğrenilmiştir.
Bilgi edinilmesini,reklam gelirleri tasdik raporlarının ilgili Vergi Dairelerine gönderilmesinin sağlanması hususunda, üyelerinize gerekli duyurunun yapılmasını rica ederim.
Saygılarımızla
Mehmet TİMUR/Genel Başkan |
|
|
|